Ana içeriğe atla

Acı ve Özgürlük

     Yağmur durmak bilmiyor. Saatlerdir yağıyor. Ama toprak kokusu yok. Yatağımın içinde, sıcak yorganıma sarılmışım. Üşüyorum. Hiç üşümediğim kadar. Cehennemde gibiyim, yanıyorum. Yağmur durmuyor. Gözlerimdeki bulutlar dağılmıyor. Sanırım bir daha asla güneşi göremeyeceğim. Karanlık olduğu zaman şeytan yeniden cehenneme dönüyor. Şimşekler çakıyor gök gürlüyor. Vücudum yanıyor, sağanak bastırıyor. Melekler ağlıyor. Acılı çığlıkları kulak zarımı tırmalıyor. Şeytana karşı gelemem. Burası onun cehennemi. Meleklerin sesi yükseliyor. Onların sesi hep yüksek ama bana bir faydaları yok. 

    Beni buraya onlar soktu. Büyük acılara maruz kaldım ancak biliyordum, cehennemde acı değilde ne olacak. Acılar daha büyük acılara neden oldu. Melekler cehenneme indi. Sadece ses yaptılar, sesleri çıktı, bağırdılar. Şeytan evde yokken sessiz olan cehennemi daha da beter ve çekilmez hale soktular. Yağmurlar dinmez, ateşin sıcaklığı kesilmez oldu. Şeytan bir gidiyor bir geliyordu. Beni neden şeytana verdiler. Küçücüğüm sonuçta. Ne cehenneme girebilecek yaştayım ne de şeytana eş olabilecek.

    Sanırım bu cehennemi ancak böyle terk edebilirim. Meleklerle konuştum. Beni anlamadılar yine saçma sesler çıkardılar. Üzgünüm ancak kendi başlarının çaresine bakmak zorunda kalacaklar. Zamanı geldi. Artık bir cehennemi terk edip bir diğerine yolculuk etme zamanı. Umarım o cehennemde aynı şeytan ile karşılaşmam. 

Yorumlar

Son Yazım

Canımı Acıtan

      Bu canımı acıtan, ruhumu inciten ve gözlerimdeki ışığı kaybetmeme sebep olan olayı anlatırken canımın aslında hep acıdığını ancak büyük bir karmaşa içinde olan duygularım ve bunun devamından gelen düşüncelerimin bunu gizlediğini anlar gibi olduğum zamanlarda bile gerçekten anlamadığımı fark ettim. Bu olaydan sadece bir kişiye bahsetmiştim. Bu olay benim hayatımdı. O adam ne sevdiğimdi ne dostum ne de tanıdığımdı. Acıdan içi doldurulmuş ölü bir hayvan gibi olan ruhum hareketsiz ve bir heykel gibi durmaktan başka bir şey yapamıyordu. Bu kişi büyük bir müzisyen değildi aksine müziği baş ağrıtan ve ruha gram dokunamayan türdendi. Gerçi ben ne anlarım ki. Sesi kulaklarımı acıtan gitarı ile çıkardığı ses sanki içinde bulunduğumuz geminin çığlıkları gibiydi, batıyor olduğumuzu düşünen gemi bir oraya bir buraya sallanıyor durumdan kurtulmaya çalışıyordu. Batmayan bir gemiye battığını düşündüren müzisyen yuhalanmalar içinde kafası eğik sahneden inerken şapkasının altından mi...