Acımsı bir sıcak, bunaltıcı, yorucu. Yataktan kalkmak bile of, eziyet! Yemekleri lokma lokma bölüp yavaşça yemek, yutmak, ardından karnın tok ama ruhun aç bir şekilde sofradan kalkıp yavaşça toparlamak. Dün çağırılmış olduğum bir yere gitmem gerekiyor, mezarlık. Ölüleri ölmeden önce ziyaret etmeyen bizler öldükten sonra gidip mezarına ağlıyoruz, sızlanıyoruz ve çok erken gittin diyoruz. Bolca zamanımız varken yüzüne bakmamış belki çok az kez seni seviyorum demiş olduğumuz kişiye borcumuzu mezarına giderek ödemeye çalışıyoruz. Büyük bir saçmalık, ölü yaşarken görmediği sevgiyi ölüyken gördüğüne neden sevinsin ki? Mezar taşıma yazdıracağım şey de tam olarak bu, yaşarken neredeydiniz? Saat dördü çeyrek geçe arabaya bindim, küçük muhabbetler ile zamanı geçirmeye çalışsak da yol muhabbetin bu türü için bir hayli uzundu. Lakin yol en sonunda bitiyor, varılacak yere bir şekilde varılıyor, bir benzeri de olan hayat gibi. Ölmeden mezarlığa girme fikri her zaman tüyler ...
Kafama göre yazılar yazıp kendimi ifade etmenin keyfini sürüyorum. Okunmasa da güzel olmasa da işimi görüyor. Hoşgeldin güzel insan.