Metin çok umutsuzca aşıktı. Lisede okurken yan sınıftan bir kız ile bakışır, bir gün o kız ile konuşup evlenmeyi hayal ederdi. O kızın düşüncelerini bilmeyip, öğrenmeyip sadece kendi umutları doğrultusunda yön veriyordu bütün duruma. Aklında kıza en güzel cümleleri söylüyor, bütün üstatları önünde eğdirecek şiirler yazıyordu. Bir genelleme canavarı olan Metin akıl edip kızın adını sormak yerine ona Melis dedi ve öyle de kaldı. Kızın aklını aldığı binlerce rüya gördü, umutsuzca onun olmak için yalvaran Melis'in yalvarırken ağlamaktan kızarmış gözlerinin içine, ruhuna baktı. Bu kızın ruhu benim dedi. Bu hayaller sırasında gerçek dünyada göz göze gelmek için her teneffüs sınıfının önünden bir kaç yüz defa geçerken son derece garip gözüktüğünü fark etmiyordu. Melis'in sınıfındaki kızlar onu görüp, "İşte sevgilin, aşığın, kocan sınıfın kapısında seni bekliyor!" dediklerini hayal ederdi. Ama gerçekler biber acısı gibi yavaştan yakmaya başlar hep. Melis artık M...
Kafama göre yazılar yazıp kendimi ifade etmenin keyfini sürüyorum. Okunmasa da güzel olmasa da işimi görüyor. Hoşgeldin güzel insan.