Zaman zaman gelip giderdi canım benim gözümün nuru. Hala gözümde tütüyor çimlerin sakladığı, yaşamın ve diğer her şeyin anası olan toprak gibi kahverengi gözleri. Burnumda tütüyor kokladığımda içimi ürperten tüylerimi diken diken eden o pürüzlü kokusu. Aklıma geldikçe anarım arada sırada eski bir dostun kalbimdeki izlerini. Anarım tatlı tatlı dağlanmış göğsümün derinlerinde ki ahraz kalbimin anılarını. Oturdum ağlasam kimsenin beni duymayacağı yalnızlığımın derinliklerine. Duyan görmez beni. Bilmiyorum oturduğum karanlıktan mıdır yoksa duyanın körlüğünden midir. Ancak kimse onun kadar sağır değil. Kulağındaki sorun sağırlık değil. Onun sağırlığı kulağının seçiciliği. Beğenmediği bir yemek misali kenara itti içten sözcüklerimi daha kulağına varmadan. Seçtikleriyle yiyor içiyor ve gerçeğiyle tanıştırıyor. Sonra yine kimsesiz kalıyor gidecek bir yeri olmadan. Son kalan sigarasını yakıyor alev alev yanan kalbimle sanki. Sonra üflüyor hiç zorlanmadan sönüyor kalbim ve gö...
Kafama göre yazılar yazıp kendimi ifade etmenin keyfini sürüyorum. Okunmasa da güzel olmasa da işimi görüyor. Hoşgeldin güzel insan.