Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Mayıs, 2021 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Boş

    Son mektubumun üzerinden günler geçmişti, merakım ve ateşi burnumda aşkım ile sabırsız bir beklenti içerisindeydim. Düşünmekten baş ağrısı en yakın dostum olup çıkmıştı. Şifa istemiyordum, istediğim şey sadece bir tutam mutluluk, bir güzel söz veya bir öpücük. Kalbimin şifası uzaktayken ben yaşıyor sayılıyor muydum? Sevdiceğimin üç beş kelimelik el yazısı bile kalbimdeki sönmüş ateşi tekrar  yakabilirdi. Maden ocağında üç beş kuruşa çalışmanın verdiği acı ve sızı kaybolup gitmek için o kelimeleri beklerken birikmiş, peşi sıra beni boğmaya başlamıştı. Bir gün dayanamadım, yalanlar ve onları kovalayan bahaneler ile bir kaç günlük izini patronun etinden koparır gibi koparmayı başardım. Gittim, sevdiceğimin kollarına kendimi bırakmak için, bedenimin gerçek huzuru bulması hatta ölüp yeniden dirilmesi için gittim. Günlerce yol çektim, az da olsa mal varlığımın hepsini yolda heba ettim. Sevdiceğimin yüzü ile gözlerim bayram etsin, kelimeleri kulaklarımda bir orkestra kursun,...

Şeytanlar

 Ona bütün yapmacıklığımla bütün yaptıklarını anlattım. Ne kadar adiyim! Gözümü bile kırpmadım, hatta hoşuma gitti. O ne güzel, ne acıklı ve ağlamaklı gözler idi! Bana bakıp bir kelime dahi edemedi hatta yutkunamadı bile. Gözlerinde biriken yaşlar vücudumu titretti, az kalsın dayanamayıp bir sigara yakacaktım. Genç delikanlı hırsızlık yaparken onu gördüğümü idrak edemez halde duruyordu. Bir kaç metre uzağımızda her gün yaptıkları gibi sarhoş olmakla uğraşan bekçilere birer kaçamak bakış atıyor ve genci neredeyse bayıltacak kadar korkutuyordum. Sakallarımla oynuyor ve ne diyeceğini bekliyordum. Bir an adi bacaksız kaçmaya çalışacak gibi oldu ve bağırmaya hazırlandım, bir an durdu. Kaçamayacağını anlamış olacak ki gözleri iyice doldu. Onu köşeye çektim ve bir tokat yapıştırdım. Biraz patakladım ve iyice akıllanmasını sağladım. Ağlamaktan bayılmış olan gence baktım. İçimden bir düşünce geçti, onu öldürsem hatta canlı canlı etini kessem kimin ruhu duyardı ki? Tüylerim diken diken oldu....

Öylesine

    Yatağımda sırt üstü yatarken düşünmekten kendimi alıkoyamıyorum. Düşlerim ya gerçekse, düşündüklerim ya ağzımdan çıkıyorsa, gözlerimin gördükleri birer hayalse. Dünya duyu organlarımın beynime gönderdiği sinyallerden değil de, hislerimden ibaretse. Cehennemin kölesiysem ve şeytanın gözü benim üzerimdeyse, ağzı sulanan zebanilerin kanlı canlı yemeği dışında neyim ben? Aklın ötesinde ne vardır ki bu dünyada? Dünya düşündüğüm gibi. Alçak bir tavan ve kafam sürekli sürtünüyor, saçlarım giderek yok olmuş. Gözlerimin gördüğü duvarlar aslında çok yakın, çarpıp bütün dişlerimi kırdım. Yüzümü yıkadığım su aslında zehirli, yüzüm artık buruş buruş ve iğrenç. Canımın çektiği şeyler birer parazit, şimdi hücrelerim hasta ve ölüyorum. Dünyanın bana verdiği ilaç ise sadece seçenek. Ölümün bulacağı kadar yaşlan veya sen onu bul, kendi kuyunu kaz ve güle oynaya içine atla. Kendini ziyaret et çiçek getir ve dua et. Sonra elinden tut. Çünkü boş kalmasın soğuk elin. Acı elden ele geçer, yine s...

Kitap ile Konuşan Deli

      Ardından elinde tuttuğu kitabı hayrete düşmüş bir şekilde bana uzattı. "Konuşuyor" dedi. Kabaca bir iki laf sarf ettikten sonra başımdan savmak için bir de tokat attım, delirmiş ihtiyar kuyruğunu bacaklarının arasına sıkıştırıp gözleri sulu bir şekilde benden bir iki adım uzaklaştı. "Seni" dedi bana, "Seni kitaplara anlatacağım, Morpheus seninle ilgilenecektir". Cebimden çıkardığım bir çeyrekliği önüne attım, aç bir köpeğin gördüğü bir kemiğe atlaması gibi dadandı minnacık çeyrekliğe. Yere kapaklanmış bedenine iki tekme vurdum. "Bunu da anlat" dedim. Acıyla inledikten sonra "Bahsetmeyi unutmam" dedi ve kıs kıs güldü. Üzerine tükürdüm ve yoluma koyuldum. İlerlediğim yol boyunca bu yaşlı deli aklımdan çıkmadı. Konuşan kitabı ve onu dinleyen kulağıyla yaşlı bir deli. Anlatsa ne derdi acaba kitap, içinde yazanlardan başka. düşünmek için oldukça saçma bir konu olduğu kanısına vardım. Uyumak için girdiğim yatağı bana zindan etti, uyku b...