Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Aralık, 2019 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Doğ, Yaşa ve Öl

   İnsanlar yüz yıllardır dünya üzerinde. Doğuyor, yaşıyor ve ölüyorlar. Bu üç durumun sadece birini kendi hür iradeleri ile gerçekleştiriyorlar. Yaşamayı. İnsanlar doğarken kimse onlara sormuyor. "Büyük bir serüven, kendi hikayen yazılmak üzere hazır mısın?" demiyor. Birden geliyor dünyaya. Aşağı yukarı altı dokuz bir hazırlık süresi oluyor. Ama doğacak olan değil de doğuracak için. Dünyaya gelen için geldiği andır yaşamın başlangıcı. Oksijenin ciğerlerine ilk defa gidişi ve verdiği acı. Yaşamak için ihtiyacın olan bir şey doğar doğmaz canını yakıyor. Güzel bir başlangıç değil mi? İşte bu hayatın "Hazır mısın?" sorusu. İlk acıyı tattın. Devamına hazır mısın?    Yaşamak uzun bir süreç gibi gözüküyor başta. Yaşadıkça anlıyor insan bir mumun yaşamı gibi olduğunu. Yanıyorsun, sönüyorsun, tekrar ediyorsun ve en sonunda eriyip bitiyorsun.Sana sormadan seni dünyaya getiren insanlar sana soru sormaya başlıyor. Düşünmen gerekiyor. Duyguların devreye giriyor. Öğreniyorsun,...

İlişkiler

   Biz insanlar sosyal varlıklarız. Genelde düşüncelerimizi paylaşma ihtiyacı duyarız. İnsanlarla tanışırız, yakınlaşırız ve hayatlarında büyük yer kaplamaya başlarız. Bazende onların bizim hayatımızda kapladıkları yeri izleriz. Bunlar genel hatlar itibari ile doğaldır. Yalnız yaşamak zaman zaman anlamlı olsa da ölene kadar yalnız olmak kulağa çok da eğlenceli gelmiyor.    İnsan duygu ve düşüncelerden oluşuyor. Biyolojik olarak yaşıyor oluşumuz bir gerçek değil. Gerçek olan bırakılan izler. İnsanlar iz bırakmaya meyilli değildir. En azından günümüzde. Kişiler kendi konfor alanlarını terk etmekte çok zorlanıyorlar. Tercih meselesi de olabiliyor, insanlar tembel olmayı tercih ediyorlar. Tembellik bizi konfor alanımıza bağımlı hale getiriyor ve sosyal olarak dışlanmış olmamamıza rağmen bu şekilde hissedebiliyoruz. Sosyalliği kaybettiğimizde hatamız tamamen konfor alanımızın içinde dönmeye başladığında gerçek olmaktan çıkıyoruz. Günlerimiz monotonlaşıyor, iletişim ol...

Amaç ve Pişmanlık İlişkisi

   Herkesin bir amacı vardır genelde. Seçimlerimiz, düşüncelerimiz ve hislerimiz doğrultusunda belli başlı kararlar veririz. İyi ya da kötü. Pişmanlık ve mutluluk ince bir çizgiyle ayrılıyor birbirlerinden. Bu durumda kimse kararlarından pişman olmak istemez. Ancak pişmanlık doğaldır, gelip bizi bulacaktır.    Pişmanlık da mutluluk kadar hak eder hatırlanmayı. Pişmanlık zaman zaman mutluluktan daha kıymetlidir. Bizi olduğumuz kişiye dönüşmemiz de büyük katkı sağlayan öğrenme/gelişme durumunu doğrudan etkiler. Bence ders çıkarma durumu pişmanlığı yeniden yaşamamız durumunu engelleme eylemidir. Bu durumda kişi olarak eski benliğimizi geride bırakıyoruz. Yeni biz eski pişmanlığından hoşnut kalmayıp gelişerek eski hatasına tekrar düşmeyecek kişidir. Ancak bu durum kendiliğinden oluşmaz. Bir anda eski biz gidip yerine yenisini bırakmaz. Hatalardan ders almak kişiye bağlıdır. Belli bir farkındalık, azim ve cesaret ister. Denemekten korkmamamız gerekir. Denemek kişi başar...