Ana içeriğe atla

Sessiz Kadın

    Orda sessiz sedasız yürüyor. Pek arkasına bakıyor, acaba takip mi ediliyor? Belki takıktır böyle şeylere. Ben de arkama her zaman dikkat ederim, neyin veya kimin orada olduğunu başka nasıl bilebilirim ki. Anladığım kadarıyla bu güzel ile aynı kafadayız, belki de onunla tanışmalıyım. Ama pek sosyal bir tip gibi değil, olsun ben onu açarım. Ya da yüzüne bile bakmamalıyımdır. Üstü başı pek renksiz, siyahta değil yalnız, eski gibi. Parası yoktur belki, eski giyinmek moda değilse eğer. Ne önemi var ki? Maddiyatın ne önemi var ki? Benim için var, cebi para görse fena mı? Pek fena aslında, para insanın düşüncelerini karıştırır, fakirliğin karıştırdığı kadar. Ancak fakir birinin arkasını kollaması niyedir ki? Saklayacak bir şeyi mi var acaba çantasında? Belki bir şey çalmıştır, çaldırmaktan mı korkuyor acaba? Ah ne sorularla dolu bir kadınsın böyle, heyecanlanmadan edemiyorum. Yaklaşma vaktim geldi bence, sakladığın şey ile tanışmam gerek.

    Ona vurduğum için kötü hissetmem normal değil, ilk defa vuruyor değilim birine. Çantayı vermemekte diretmesi çok şairaneydi, yalvardı birde arkamdan, ağladı, çığlık attı. Canını almak istedim, susması için. Ama keyifin doruklarında bunu bitirecek gücü kendimde bulamadım. Müthiş bir hazdı, artık çantanın içini görmem gerek, bir bebeğin elinden şekeri aldım, fakirin elinden parasını. Ne kadarı varmış bunun?

    Çantayı açmasaydım keşke, onu bir nehire atsaydım ya da bir mezarlığa gömseydim. Bu kadının sorunu fakir olmak değil, deli olmak olmalı sanırım. Neden onu gözüme kestirdim, zengin görünümlü insanlar yok muydu? Alası vardı! O zaman neden o? İlginç geldiği için! Aldın mı ilginçliği? Pis kokunun kaynağı fakirlik değilmiş işte, çantadaki ölü bebekmiş! Yüzünde kurumuş kanlar, kurtlanmaya başlayan gözleri ve ağzı. Bulantı yaşamayalı uzun zaman olmuştu. Neden sorusunu kendime çok fazla sordum, bunun nedenini merak etmek istemiyorum. Onu götürüp bir yere gömmek istiyorum sadece, artık hırsızlığa bir son vereceğim. Olmayan paramı olmayan vicdanıma değişmeyeceğim. Lanet olsun bu dünyaya.

Yorumlar

Son Yazım

Canımı Acıtan

      Bu canımı acıtan, ruhumu inciten ve gözlerimdeki ışığı kaybetmeme sebep olan olayı anlatırken canımın aslında hep acıdığını ancak büyük bir karmaşa içinde olan duygularım ve bunun devamından gelen düşüncelerimin bunu gizlediğini anlar gibi olduğum zamanlarda bile gerçekten anlamadığımı fark ettim. Bu olaydan sadece bir kişiye bahsetmiştim. Bu olay benim hayatımdı. O adam ne sevdiğimdi ne dostum ne de tanıdığımdı. Acıdan içi doldurulmuş ölü bir hayvan gibi olan ruhum hareketsiz ve bir heykel gibi durmaktan başka bir şey yapamıyordu. Bu kişi büyük bir müzisyen değildi aksine müziği baş ağrıtan ve ruha gram dokunamayan türdendi. Gerçi ben ne anlarım ki. Sesi kulaklarımı acıtan gitarı ile çıkardığı ses sanki içinde bulunduğumuz geminin çığlıkları gibiydi, batıyor olduğumuzu düşünen gemi bir oraya bir buraya sallanıyor durumdan kurtulmaya çalışıyordu. Batmayan bir gemiye battığını düşündüren müzisyen yuhalanmalar içinde kafası eğik sahneden inerken şapkasının altından mi...