Ana içeriğe atla

Unutmadım

     Zaman zaman gelip giderdi canım benim gözümün nuru. Hala gözümde tütüyor çimlerin sakladığı, yaşamın ve diğer her şeyin anası olan toprak gibi kahverengi gözleri. Burnumda tütüyor kokladığımda içimi ürperten tüylerimi diken diken eden o pürüzlü kokusu. Aklıma geldikçe anarım arada sırada eski bir dostun kalbimdeki izlerini. Anarım tatlı tatlı dağlanmış göğsümün derinlerinde ki ahraz kalbimin anılarını. Oturdum ağlasam kimsenin beni duymayacağı yalnızlığımın derinliklerine. Duyan görmez beni. Bilmiyorum oturduğum karanlıktan mıdır yoksa duyanın körlüğünden midir. Ancak kimse onun kadar sağır değil. Kulağındaki sorun sağırlık değil. Onun sağırlığı kulağının seçiciliği. Beğenmediği bir yemek misali kenara itti içten sözcüklerimi daha kulağına varmadan. Seçtikleriyle yiyor içiyor ve gerçeğiyle tanıştırıyor. Sonra yine kimsesiz kalıyor gidecek bir yeri olmadan. Son kalan sigarasını yakıyor alev alev yanan kalbimle sanki. Sonra üflüyor hiç zorlanmadan sönüyor kalbim ve gözünün ucuyla bile bakmıyor arkasına atarken kibriti.

    Uzun bir mazimiz vardı onunla bunlar olmadan önce. Yanan kalbim daha harlanmamışken. Küçüktük o zamanlar kardeşim gibiydi benim. Ama çok sürmedi büyüdük bir anda oyunlar oynarken. Düştü tanrının oku diye bahsettikleri koca şimşek kalbime. Bir bulut dahi olmayan ruhumun gökleri o zaman başladı gürlemeye ve duymaya başladım tanrının sesini çınlayan kulaklarımda. Fırtınalar koptu aylarca gönlümde ne yelkenliler battı ne gemiler geri döndü kıyılara. Tek bir sandal gidiyordu göklerin altındaki masmavi denizde. Bu sandaldaki kişiydi benim kalbime şimşek düşüren ormanlarımı aleve veren. Sonradan fark ettim daha ne gönülleri aleve verdiğini. Elinde çakmağı olan bir bebek gibiydi yakabildiği her yeri yakıyordu.

    Döndük yine günümüze ve daha bir şey anlatmadım hiç birinize. Böyle bir amacımda olmadı hiç. Çünkü mazide kaldı hepsi. Yanan yüreğimi tuzlu suyla söndürdüm. Ancak fazla ıslanmış olsa gerek ki harlanmadı bir daha. Yanmadı bu ölüm döşeğimdeki yaşıma kadar bir daha. Ancak hiç unutmadım onu. Arada ziyaretime gelip giderdi. Yanan kalbimin puslu görüntüsü artık silinmiş gitmiş hatıralarında. Bakan gözleri kardeş sevdasıyla sarılır bana. Bende karşılık veririm sevecen bakışlarla. Ve öldüğüm güne kadar da yaşadım ben yalnızlığımda.

Yorumlar

Son Yazım

Canımı Acıtan

      Bu canımı acıtan, ruhumu inciten ve gözlerimdeki ışığı kaybetmeme sebep olan olayı anlatırken canımın aslında hep acıdığını ancak büyük bir karmaşa içinde olan duygularım ve bunun devamından gelen düşüncelerimin bunu gizlediğini anlar gibi olduğum zamanlarda bile gerçekten anlamadığımı fark ettim. Bu olaydan sadece bir kişiye bahsetmiştim. Bu olay benim hayatımdı. O adam ne sevdiğimdi ne dostum ne de tanıdığımdı. Acıdan içi doldurulmuş ölü bir hayvan gibi olan ruhum hareketsiz ve bir heykel gibi durmaktan başka bir şey yapamıyordu. Bu kişi büyük bir müzisyen değildi aksine müziği baş ağrıtan ve ruha gram dokunamayan türdendi. Gerçi ben ne anlarım ki. Sesi kulaklarımı acıtan gitarı ile çıkardığı ses sanki içinde bulunduğumuz geminin çığlıkları gibiydi, batıyor olduğumuzu düşünen gemi bir oraya bir buraya sallanıyor durumdan kurtulmaya çalışıyordu. Batmayan bir gemiye battığını düşündüren müzisyen yuhalanmalar içinde kafası eğik sahneden inerken şapkasının altından mi...