Ana içeriğe atla

Ayna

     Kendimi amaçsız hissettiğim bu dünyada varlığımı bir kar tanesi gibi görüyorum. Gökten düşüyorum ama farklı olarak daha konmadan erimeye başlıyorum. Ağlayasım hiç yoktur eskiden beri, bol bol üzülür bu konu hakkında düşünürüm. Neden üzülürüm bilmem, bileni de bilmem. Biri bilirim derse de inanmam, onu bilenden saymam. 

    Düşün dur be! İşin ne boş oturmaktan, oku oku bilmezsin başka şey. Üzülürmüş. Sen üzülmek nedir bilmezsin. Herkesin derdi kendine has biriciktir. Yalan! Dön bir bak derdine neresi biricik? Ulan ağlasan gözyaşı döner güler sana, dua et ağlamıyorsun. Aynaya bak bir. Sonra dön sokakta çöpü karıştıran çocukların yüzüne bak. Bakabilir misin? Bakamazsın! Çünkü aynada vardır yüzün, o çocuğun yüzüne bakmaya ise yoktur.

    Üzülmeye bayılırsın sen bayılırsın, bu senin kendine acıma şeklin, amaçsızlığına ve değersizliğine. Dünya senin etrafında mı dönüyor? Ben onlara acırım dersin. Ben de sana acırım. Sen sadece üzülürsün, bir sigara dahi yakamazsın, bir kadeh doldurmaz, sahiden kederlenemezsin. 

    Kim bu sen? Bendir. Ben kimimdir? Ben senimdir. Dost olmak daha bir acımasızcadır belki acılarla. Acılar koklamak için kopardığın gül değildir. Kokla ve yere at. Unutulup gidemez, giderse o zaman yazıklar olsun sana da acına da. Yazık ki seni aldım karşıma, muhatap bildim. Anca beni taklit et. Gerçekten aynada vardır yüzüm. Belki de o da ancak hayalimdir.

Yorumlar

Son Yazım

Canımı Acıtan

      Bu canımı acıtan, ruhumu inciten ve gözlerimdeki ışığı kaybetmeme sebep olan olayı anlatırken canımın aslında hep acıdığını ancak büyük bir karmaşa içinde olan duygularım ve bunun devamından gelen düşüncelerimin bunu gizlediğini anlar gibi olduğum zamanlarda bile gerçekten anlamadığımı fark ettim. Bu olaydan sadece bir kişiye bahsetmiştim. Bu olay benim hayatımdı. O adam ne sevdiğimdi ne dostum ne de tanıdığımdı. Acıdan içi doldurulmuş ölü bir hayvan gibi olan ruhum hareketsiz ve bir heykel gibi durmaktan başka bir şey yapamıyordu. Bu kişi büyük bir müzisyen değildi aksine müziği baş ağrıtan ve ruha gram dokunamayan türdendi. Gerçi ben ne anlarım ki. Sesi kulaklarımı acıtan gitarı ile çıkardığı ses sanki içinde bulunduğumuz geminin çığlıkları gibiydi, batıyor olduğumuzu düşünen gemi bir oraya bir buraya sallanıyor durumdan kurtulmaya çalışıyordu. Batmayan bir gemiye battığını düşündüren müzisyen yuhalanmalar içinde kafası eğik sahneden inerken şapkasının altından mi...