Kendimi amaçsız hissettiğim bu dünyada varlığımı bir kar tanesi gibi görüyorum. Gökten düşüyorum ama farklı olarak daha konmadan erimeye başlıyorum. Ağlayasım hiç yoktur eskiden beri, bol bol üzülür bu konu hakkında düşünürüm. Neden üzülürüm bilmem, bileni de bilmem. Biri bilirim derse de inanmam, onu bilenden saymam.
Düşün dur be! İşin ne boş oturmaktan, oku oku bilmezsin başka şey. Üzülürmüş. Sen üzülmek nedir bilmezsin. Herkesin derdi kendine has biriciktir. Yalan! Dön bir bak derdine neresi biricik? Ulan ağlasan gözyaşı döner güler sana, dua et ağlamıyorsun. Aynaya bak bir. Sonra dön sokakta çöpü karıştıran çocukların yüzüne bak. Bakabilir misin? Bakamazsın! Çünkü aynada vardır yüzün, o çocuğun yüzüne bakmaya ise yoktur.
Üzülmeye bayılırsın sen bayılırsın, bu senin kendine acıma şeklin, amaçsızlığına ve değersizliğine. Dünya senin etrafında mı dönüyor? Ben onlara acırım dersin. Ben de sana acırım. Sen sadece üzülürsün, bir sigara dahi yakamazsın, bir kadeh doldurmaz, sahiden kederlenemezsin.
Kim bu sen? Bendir. Ben kimimdir? Ben senimdir. Dost olmak daha bir acımasızcadır belki acılarla. Acılar koklamak için kopardığın gül değildir. Kokla ve yere at. Unutulup gidemez, giderse o zaman yazıklar olsun sana da acına da. Yazık ki seni aldım karşıma, muhatap bildim. Anca beni taklit et. Gerçekten aynada vardır yüzüm. Belki de o da ancak hayalimdir.
Yorumlar
Yorum Gönder