Ana içeriğe atla

Yürümeyen

Dün, biraz arkadaşların hatırını sorayım, dedim. Aradım birini. Askere gitmiş, üstüne dönmüş. Asker eğlenceni yapmadın mı yoksa, dedim. Yaptım demez mi? Beni neden çağırmadın, demeye dilim varmadı. İyi yapmışsın dedim, kapadım. Bir diğerini arayayım, dedim. Çok severim. Konuşurum havadan sudan rahatlarım, dedim. Evlenmiş üç ay önce. Düğün yapmamışsındır herhalde, dedim. Yapmaz olur muyum, dedi. Taksidi daha yıllar boyu boynumda. Hayırlı olsun dedim, kapadım. Birini daha arayacaktım içim burkuldu, elim havada, telefon elimde kalakaldım. Hayır değil olanlar, dedim, unutulmuş olamam. Topladım hevesimi döküldüğü yerden, kir kalmasın dedim paspası da atarım sonra. Elimdeki telefonu alıyordum kulağıma ki baktım kendime aynada, gözlerimdeki baraj dolmuş, halk panik, taşacak. En iyisi yazayım dedim, yazmayı severim, duygular belli olmaz. Açtım iki üç kişiye yazdım, hal hatır sordum. Profillerine gireyim dedim, hatıralar canlansın. Onlarca yeni insan girmiş hayatlarına, resimlerde olmayan biri varsa o benim dedim kendi kendime. Yazdım ya bir de beklemesi var bu meretin, aramak gibi değil ki, orada olsa bile keyfine mi ki acaba bakıp okuyacak bir de cevap verecek. Ne mızmızlandım durdum günün şu saatinde, bir de oturdum iki gözüm iki çeşme. Ne diye ağlar dururum ki? Bunu ben etmedim mi kendime? Ne diye yalan söyler, suçu onlara atarım. Bugün burada yalnızım çünkü bunu ben istedim. Adım atmayan insanı kimse beklemez, yanından uzaklaşıp giderler. Benim yanımda duracak kimse kalmadığına göre, bu son mektubumu okuyan insandan isteğimdir, arkadaşım ol.

Yorumlar

Son Yazım

Canımı Acıtan

      Bu canımı acıtan, ruhumu inciten ve gözlerimdeki ışığı kaybetmeme sebep olan olayı anlatırken canımın aslında hep acıdığını ancak büyük bir karmaşa içinde olan duygularım ve bunun devamından gelen düşüncelerimin bunu gizlediğini anlar gibi olduğum zamanlarda bile gerçekten anlamadığımı fark ettim. Bu olaydan sadece bir kişiye bahsetmiştim. Bu olay benim hayatımdı. O adam ne sevdiğimdi ne dostum ne de tanıdığımdı. Acıdan içi doldurulmuş ölü bir hayvan gibi olan ruhum hareketsiz ve bir heykel gibi durmaktan başka bir şey yapamıyordu. Bu kişi büyük bir müzisyen değildi aksine müziği baş ağrıtan ve ruha gram dokunamayan türdendi. Gerçi ben ne anlarım ki. Sesi kulaklarımı acıtan gitarı ile çıkardığı ses sanki içinde bulunduğumuz geminin çığlıkları gibiydi, batıyor olduğumuzu düşünen gemi bir oraya bir buraya sallanıyor durumdan kurtulmaya çalışıyordu. Batmayan bir gemiye battığını düşündüren müzisyen yuhalanmalar içinde kafası eğik sahneden inerken şapkasının altından mi...