Ana içeriğe atla

Herkes Delirdi mi?

     Herkes delirdi mi? Bu eski püskü otobüsün içine girmek için neden itişiyorlar? İçerisini bilirim. Leş gibi. İçine girsen grip olursun, otursan uyuz olursun, ayakta gitsen insanlarla bir olursun. Bir de o havasızlık. Kusasın gelir. Hiç anlamıyorum. Cidden. Herkes delirdi mi?

    Geçen gün iş arayan bir arkadaşıma denk geldim. İş arıyor. Bak hele bak. Lan sen delirdin mi? Otursana evinde. Ruhunu bedeninde tut. Bu iş verenler ruh emici değilde nedir? Yok diyor. E git madem, altı ay sonra görüşürüz. Sen çıkarsın öbürü girer. Herkes kesin delirmiş.

    Ara mahalleleri gezmeye bayılırım. Ne göreyim bir de! Sokağı kapamış düğün yapıyorlar. Daldım araya. La olum siz delirdiniz mi evleniyorsunuz? Sen onu seviyorsun o da seni. E kime bu gösteri? Şu üstüne bak. Biri beyaz giyinmiş biri siyah. Burdan maça galiba. Üstündeki paralara bak. Sence girdiğin borcu ödemeye yeter mi? İki kişi bir eve girip ne yapacaksınız? Çocuk mu? Gel de görme bu işin sonunu. Zar zor yaşayanlara çocuk yapmak lükstür lüks! Size maksimum lüks hafta sonu mağaza mağaza dolaşıp iyi gezdik demektir. Beni dinleyen mi var? Halaya devam oh! Yok yok kesin delirmişler.

    Bir davet üzerine yapmadığım bir şeyi yaptım ve bir eve gittim. Bir de ne göreyim. Televizyon. Hangi kanalı çevirsen o kadar kan kusuyor bu alet. Tecavüzü konu edinen diziler, evlendirme adı altında şaklabanlık yaptıkları programlar, olay çözmeye çalışan ama çoğunlukla sadece saf gürültüden oluşan yapımlar. İnsanlar bunları severek nasıl izler. Yok yok kesin komple delirmişler.

    Ben en iyisi gidip bir balık öpeyim. Gözümüze tuzlu su damlatıp bulanık gün batımını izleyeriz. Rüzgar çok sıcak olur en iyisi sadece atletli çıkmak. Dönerken de biraz yaprak ve çamur toplayayım. Dolma yaparım. Rıfkı bayılır. Sonra da ben.


Yorumlar

Son Yazım

Canımı Acıtan

      Bu canımı acıtan, ruhumu inciten ve gözlerimdeki ışığı kaybetmeme sebep olan olayı anlatırken canımın aslında hep acıdığını ancak büyük bir karmaşa içinde olan duygularım ve bunun devamından gelen düşüncelerimin bunu gizlediğini anlar gibi olduğum zamanlarda bile gerçekten anlamadığımı fark ettim. Bu olaydan sadece bir kişiye bahsetmiştim. Bu olay benim hayatımdı. O adam ne sevdiğimdi ne dostum ne de tanıdığımdı. Acıdan içi doldurulmuş ölü bir hayvan gibi olan ruhum hareketsiz ve bir heykel gibi durmaktan başka bir şey yapamıyordu. Bu kişi büyük bir müzisyen değildi aksine müziği baş ağrıtan ve ruha gram dokunamayan türdendi. Gerçi ben ne anlarım ki. Sesi kulaklarımı acıtan gitarı ile çıkardığı ses sanki içinde bulunduğumuz geminin çığlıkları gibiydi, batıyor olduğumuzu düşünen gemi bir oraya bir buraya sallanıyor durumdan kurtulmaya çalışıyordu. Batmayan bir gemiye battığını düşündüren müzisyen yuhalanmalar içinde kafası eğik sahneden inerken şapkasının altından mi...