Ana içeriğe atla

Amaç ve Pişmanlık İlişkisi

   Herkesin bir amacı vardır genelde. Seçimlerimiz, düşüncelerimiz ve hislerimiz doğrultusunda belli başlı kararlar veririz. İyi ya da kötü. Pişmanlık ve mutluluk ince bir çizgiyle ayrılıyor birbirlerinden. Bu durumda kimse kararlarından pişman olmak istemez. Ancak pişmanlık doğaldır, gelip bizi bulacaktır.

   Pişmanlık da mutluluk kadar hak eder hatırlanmayı. Pişmanlık zaman zaman mutluluktan daha kıymetlidir. Bizi olduğumuz kişiye dönüşmemiz de büyük katkı sağlayan öğrenme/gelişme durumunu doğrudan etkiler. Bence ders çıkarma durumu pişmanlığı yeniden yaşamamız durumunu engelleme eylemidir. Bu durumda kişi olarak eski benliğimizi geride bırakıyoruz. Yeni biz eski pişmanlığından hoşnut kalmayıp gelişerek eski hatasına tekrar düşmeyecek kişidir. Ancak bu durum kendiliğinden oluşmaz. Bir anda eski biz gidip yerine yenisini bırakmaz. Hatalardan ders almak kişiye bağlıdır. Belli bir farkındalık, azim ve cesaret ister. Denemekten korkmamamız gerekir. Denemek kişi başarısız olsa bile yeni benliğinin ilk adımlarıdır. Adımlar attıkça önem kazanır. Bir her zaman sıfırdan büyüktür. Sıfırlar kişinin eski halinde kaldığını sanmasını sağlar ama bana göre bu en büyük yanlıştır. Sıfır bizi geri götürür. Zaman buradaki en büyük etkendir. Biz kendimize birler ekleyemezsek zaman her zaman alacağını sıfırdan alır. Zaman geçerken asla yerimizde saymayız. Bir amaç sahibiysek mutlu olacağımız şeyler yapmaya odaklanmaktansa belki de hata yapmaya odaklanmalı ve yer yer pişman olmalıyız, pişman oldukça öğrenmeye çalışırsak eski biz yerini daha iyi daha gelişmiş bize bırakabilir. Beni yanlış anlamayın gelişmek değişmek değildir. Ne kadar gelişirsek, cahilliğimizi ne kadar boğarsak, karanlık kare odadaki bütün pencereleri bir bir açıp güneşin aslında orada olduğunu hatırlarsak pişmanlığın aslında bize mutluluğu getirdiğini göreceğizdir. 

   Eski biz karanlık oda da kalmadı. Onu aldığımız bir ders olarak kalbimizin en önemli yerinde sakladık. Yaptığı hatadan dolayı her zaman müteşekkir olacağız. Çünkü o kendini feda etti. Yeri gelince yeni dediğimiz biz de feda edilecek ve bu döngü yaşam çizgimiz son bulacağı güne kadar devam edecek. Bu döngü bizi zamanı gelince amacımıza ulaştıracak. Eğer yeterli fedakarlığı yapacak cesareti kendimizde bulmuşsak. Ben bir sonraki amacım ve bir sonraki pişmanlığım için şimdiden sabırsızlanıyorum.

Yorumlar

Son Yazım

Canımı Acıtan

      Bu canımı acıtan, ruhumu inciten ve gözlerimdeki ışığı kaybetmeme sebep olan olayı anlatırken canımın aslında hep acıdığını ancak büyük bir karmaşa içinde olan duygularım ve bunun devamından gelen düşüncelerimin bunu gizlediğini anlar gibi olduğum zamanlarda bile gerçekten anlamadığımı fark ettim. Bu olaydan sadece bir kişiye bahsetmiştim. Bu olay benim hayatımdı. O adam ne sevdiğimdi ne dostum ne de tanıdığımdı. Acıdan içi doldurulmuş ölü bir hayvan gibi olan ruhum hareketsiz ve bir heykel gibi durmaktan başka bir şey yapamıyordu. Bu kişi büyük bir müzisyen değildi aksine müziği baş ağrıtan ve ruha gram dokunamayan türdendi. Gerçi ben ne anlarım ki. Sesi kulaklarımı acıtan gitarı ile çıkardığı ses sanki içinde bulunduğumuz geminin çığlıkları gibiydi, batıyor olduğumuzu düşünen gemi bir oraya bir buraya sallanıyor durumdan kurtulmaya çalışıyordu. Batmayan bir gemiye battığını düşündüren müzisyen yuhalanmalar içinde kafası eğik sahneden inerken şapkasının altından mi...