Ana içeriğe atla

İlişkiler

   Biz insanlar sosyal varlıklarız. Genelde düşüncelerimizi paylaşma ihtiyacı duyarız. İnsanlarla tanışırız, yakınlaşırız ve hayatlarında büyük yer kaplamaya başlarız. Bazende onların bizim hayatımızda kapladıkları yeri izleriz. Bunlar genel hatlar itibari ile doğaldır. Yalnız yaşamak zaman zaman anlamlı olsa da ölene kadar yalnız olmak kulağa çok da eğlenceli gelmiyor.

   İnsan duygu ve düşüncelerden oluşuyor. Biyolojik olarak yaşıyor oluşumuz bir gerçek değil. Gerçek olan bırakılan izler. İnsanlar iz bırakmaya meyilli değildir. En azından günümüzde. Kişiler kendi konfor alanlarını terk etmekte çok zorlanıyorlar. Tercih meselesi de olabiliyor, insanlar tembel olmayı tercih ediyorlar. Tembellik bizi konfor alanımıza bağımlı hale getiriyor ve sosyal olarak dışlanmış olmamamıza rağmen bu şekilde hissedebiliyoruz. Sosyalliği kaybettiğimizde hatamız tamamen konfor alanımızın içinde dönmeye başladığında gerçek olmaktan çıkıyoruz. Günlerimiz monotonlaşıyor, iletişim olabilecek en minimum düzeyde olduğu için duygu ve düşüncelerimizi aktaramıyoruz. İçimizde bir balon gibi şişiyor. İğne oralarda bir yerde ancak koltuktan kalkmadan odanın öbür ucundaki kumandaya uzanmaya çalışır gibi anlamsız durumlar içinde buluyoruz kendimizi. Cesaret ile koltuktan kalktığımız da kumanda eskisinden daha uzakta gözüküyor. Pes etmeden ilerlememiz gerekiyor çünkü hedef orada, kumanda orada. Onu görmezden gelemezsin biliyorsun ona ihtiyacın var. Hepimizin var. Artık kanalın değişmesi gerekiyor. Belki en iyi dostun, belki de hayatının aşkı oralarda bir yerde seni bekliyor.

   İlişkiler bizler için çok iyi bir şeymiş gibi anlatmış olabilirim. Ancak ilişkiler bazen zehir etkisi yaratabiliyor. Kişiler birbirlerini çok zorlayabiliyor, çıkar üzerine arkadaşlıklar kurulabiliyor. Yalnız yaşamak insanı delirtebilir ancak zehirli bir ilişki kişide kanser etkisi yaratabilir. Ancak kanserden kaçılmaz, tedavi edilir. Bir şeyler paylaştığınız, belli başlı şeyler yaşadığınız insanları sizi kötü etkiliyorlar diye başınızdan atmayın. Durumları düzeltmeyi denemek bizlerin elinde. Denediniz ve olmadı mı? Zaman tanıdınız ve pişman mı oldunuz? Tebrikler. Yeni bir gün de yeni bir ders aldınız. Keşke diyerek pişman olmaktansa denedim ve olmadı demek kesinlikle bir zaferdir. Birbirimizden kolay vazgeçmemeliyiz bizim bizden başka kimimiz var ki?

Yorumlar

Son Yazım

Canımı Acıtan

      Bu canımı acıtan, ruhumu inciten ve gözlerimdeki ışığı kaybetmeme sebep olan olayı anlatırken canımın aslında hep acıdığını ancak büyük bir karmaşa içinde olan duygularım ve bunun devamından gelen düşüncelerimin bunu gizlediğini anlar gibi olduğum zamanlarda bile gerçekten anlamadığımı fark ettim. Bu olaydan sadece bir kişiye bahsetmiştim. Bu olay benim hayatımdı. O adam ne sevdiğimdi ne dostum ne de tanıdığımdı. Acıdan içi doldurulmuş ölü bir hayvan gibi olan ruhum hareketsiz ve bir heykel gibi durmaktan başka bir şey yapamıyordu. Bu kişi büyük bir müzisyen değildi aksine müziği baş ağrıtan ve ruha gram dokunamayan türdendi. Gerçi ben ne anlarım ki. Sesi kulaklarımı acıtan gitarı ile çıkardığı ses sanki içinde bulunduğumuz geminin çığlıkları gibiydi, batıyor olduğumuzu düşünen gemi bir oraya bir buraya sallanıyor durumdan kurtulmaya çalışıyordu. Batmayan bir gemiye battığını düşündüren müzisyen yuhalanmalar içinde kafası eğik sahneden inerken şapkasının altından mi...