Ana içeriğe atla

Kitap ile Konuşan Deli

     Ardından elinde tuttuğu kitabı hayrete düşmüş bir şekilde bana uzattı. "Konuşuyor" dedi. Kabaca bir iki laf sarf ettikten sonra başımdan savmak için bir de tokat attım, delirmiş ihtiyar kuyruğunu bacaklarının arasına sıkıştırıp gözleri sulu bir şekilde benden bir iki adım uzaklaştı. "Seni" dedi bana, "Seni kitaplara anlatacağım, Morpheus seninle ilgilenecektir". Cebimden çıkardığım bir çeyrekliği önüne attım, aç bir köpeğin gördüğü bir kemiğe atlaması gibi dadandı minnacık çeyrekliğe. Yere kapaklanmış bedenine iki tekme vurdum. "Bunu da anlat" dedim. Acıyla inledikten sonra "Bahsetmeyi unutmam" dedi ve kıs kıs güldü. Üzerine tükürdüm ve yoluma koyuldum. İlerlediğim yol boyunca bu yaşlı deli aklımdan çıkmadı. Konuşan kitabı ve onu dinleyen kulağıyla yaşlı bir deli. Anlatsa ne derdi acaba kitap, içinde yazanlardan başka. düşünmek için oldukça saçma bir konu olduğu kanısına vardım. Uyumak için girdiğim yatağı bana zindan etti, uyku beni ya aramadı ya da bulamadı. En sonunda ben onu buldum ve sımsıkı sarıldım, sanırım fazla sıkı sarılmış olmalıyım. Terim damla damla akıyordu suratımdan acıyla yatağımdan kalktığım zaman. Engin bir baş ağrısı, sırtım sanki saatlerce ağır işte çalışmış bir işçinin sırtı ve kalbim sanki aşağılanmış birinin kalbi. Düşüncelerim bulanık, neredeyse kim olduğum bile hatırımda değil diyeceğim. Nerde olduğumu bir bilsem, sanki evim diyeceğim ama ev ne demek onu bilemeyeceğim. Bir köpek olabilir miyim acaba? Ya da ahırda bir saman balyası. Zaman durmuş gibi değil mi? Aslında var gücüyle akıyor, çoktan yaşlandım. Ölüm beni buldu derken kararan gözlerimin önünde bir ışık, yeniden doğdum. Ebe kadın kalçama bir şaplak atıyor ve ben var gücümle gülüyorum yatağımdan kalkarken. Ne yaşadım bilmiyorum ama son derece garipti diyebilirim. Rüya mıydı gerçek miydi emin de değilim. Bir bardak su içmek istiyorum ve bir de aya gitmek. Gidiyorum.











Morpheus : Yunan mitolojisinde düşler tanrısıdır.

Yorumlar

Son Yazım

Canımı Acıtan

      Bu canımı acıtan, ruhumu inciten ve gözlerimdeki ışığı kaybetmeme sebep olan olayı anlatırken canımın aslında hep acıdığını ancak büyük bir karmaşa içinde olan duygularım ve bunun devamından gelen düşüncelerimin bunu gizlediğini anlar gibi olduğum zamanlarda bile gerçekten anlamadığımı fark ettim. Bu olaydan sadece bir kişiye bahsetmiştim. Bu olay benim hayatımdı. O adam ne sevdiğimdi ne dostum ne de tanıdığımdı. Acıdan içi doldurulmuş ölü bir hayvan gibi olan ruhum hareketsiz ve bir heykel gibi durmaktan başka bir şey yapamıyordu. Bu kişi büyük bir müzisyen değildi aksine müziği baş ağrıtan ve ruha gram dokunamayan türdendi. Gerçi ben ne anlarım ki. Sesi kulaklarımı acıtan gitarı ile çıkardığı ses sanki içinde bulunduğumuz geminin çığlıkları gibiydi, batıyor olduğumuzu düşünen gemi bir oraya bir buraya sallanıyor durumdan kurtulmaya çalışıyordu. Batmayan bir gemiye battığını düşündüren müzisyen yuhalanmalar içinde kafası eğik sahneden inerken şapkasının altından mi...