Ana içeriğe atla

Aslan ve Gün Doğumu

 Gün doğumunu beklerken yarıda kestiğim rüyalar alemine ansızın geri döndüm. Bir geyik ve bir kaplan sanki göz göze ve aynı zamanda sırt sırtaydılar. Aslan açtı ağzını ve geyik rızasıyla girdi aslanın ağzına. Aslan tek hamlede bütün geyiği yuttu. Ardından doğurdu geyiğin yavrularını. Kendi yavrusu gibi besledi sütüyle, hepsini büyüttü. Sonra sırayla ağzına girdiler geyikler gururla ağzı açık olan aslanın. Uyandım. Esnerken gözlerim yaşardı ve buğu tuttu göz bebeğim, göremedim gün doğumunun son saniyelerini. Bir gün daha doğmuştu beklediğimi alamadan. Bile isteye aslanın ağzına giren geyikler gibi yeniden ağzına girmek için bekleyeceğim gün doğumunun.

Yorumlar

Son Yazım

Canımı Acıtan

      Bu canımı acıtan, ruhumu inciten ve gözlerimdeki ışığı kaybetmeme sebep olan olayı anlatırken canımın aslında hep acıdığını ancak büyük bir karmaşa içinde olan duygularım ve bunun devamından gelen düşüncelerimin bunu gizlediğini anlar gibi olduğum zamanlarda bile gerçekten anlamadığımı fark ettim. Bu olaydan sadece bir kişiye bahsetmiştim. Bu olay benim hayatımdı. O adam ne sevdiğimdi ne dostum ne de tanıdığımdı. Acıdan içi doldurulmuş ölü bir hayvan gibi olan ruhum hareketsiz ve bir heykel gibi durmaktan başka bir şey yapamıyordu. Bu kişi büyük bir müzisyen değildi aksine müziği baş ağrıtan ve ruha gram dokunamayan türdendi. Gerçi ben ne anlarım ki. Sesi kulaklarımı acıtan gitarı ile çıkardığı ses sanki içinde bulunduğumuz geminin çığlıkları gibiydi, batıyor olduğumuzu düşünen gemi bir oraya bir buraya sallanıyor durumdan kurtulmaya çalışıyordu. Batmayan bir gemiye battığını düşündüren müzisyen yuhalanmalar içinde kafası eğik sahneden inerken şapkasının altından mi...