Ana içeriğe atla

Macera

     Gecenin içinde kayboldum. Adım atacak tek bir yerim bile yok, ayağa kalkmaktan korkar haldeyim. Satın alabildiğim ilk sandalı aldım ve denize açıldım. Sonrasını düşünmeden işe girişen kafama sıçayım! Gecenin karanlığında kıyıyı göremez haldeyim. Nereden geldiğimi bile hatırlamıyorum. Neden böyle bir şeye giriştim ki. Hatırlamıyorum. Sabaha kadar dayansam yeter, o zaman gideceğim yeri seçebilirim.

    Aradan ne kadar zaman geçti emin değilim. Karnım denizdeki dalgaların sesiyle kapışmak ister gibi sesler çıkartıyor ve su dolu bir yerde dilim damağıma yapıştı. Deniz suyu insanı delirtir derler, ne saçma aklımız zaten başımızdaymış gibi. Ama su tuzlu içtikçe daha susayacağımı düşündüğüm için içmiyorum.

    Vakit geçiyor ama ay nöbet yerinden bir milim bile kıpırdamıyor sanırım yakınlarda onu izleyen bir komutan var. Korkma ay hadi git, güneş gelsin yerine o her şeyi anlatır komutana. Şuradaki naçizane kulunuzun daha parlak bir ışığa ihtiyacı var dese mesela, onun için ayın görev yerini ben devralıyorum der sonrasında da. He ne dersiniz?

    Uyandığımda güneş yukarıdan bana gülümsüyordu. Canını yediğim. Hayatımda gördüğüm en sıcak gülümsemeydi diyebilirim. Yetişebilsem öperdim onun al yanaklarından. Heyecanla doğruldum iki büklüm uzandığım kayıkta. Deniz bütün durgunluğuyla beni selamladı. Sordum ona "kara nerede" diye. "Haritam yanımda değil özür dilerim" dedi. Sanırım benimle dalga geçiyor tıpkı diğerleri gibi. Güneş ve ay ben bakmazken hemen yer değiştirdiler yeniden karanlığa gömüldü gökyüzü. 

    Sonsuz bir döngüde gibiyim. Düşündükçe hatırladım, hayatımda bir döngüydü. Her gün bir öncekinin aynısı. Hiçbir şey değişmedi. Kurtulmak istedim bundan lakin çöpe yanlış poşeti attım. Biriktirdiğim iğrenç günlerimi, birbiri ardına gelen monotonluğu ve aynılığı atmak istedim çöpe. Ancak diğer elimdeki değerli yaşamımı hiç düşünmeden fırlattım çöp kamyonunun içine ve ezilmek üzere olan poşete boş ve pişman dolu bakışlarla bakıyorum adeta. Bir macera...

    "Yine korsancılık mı oynuyorsun? Çık bakalım o küvetten altını değiştirme vakti."

    Korsancılıkmış. Kapalı gözlerinle geride kalmış bir hayata bakıyorsun bakıcı. Evde beni bekleyen karıma da altımın değişmesi gerektiğini sen anlatırsın. Bezimde ki kurumuş kakayı göstersen anlar diye düşünüyorum. Engin denizlerden çekip çıkardı beni amansız yaratık. Kıçımı temizleyecekmiş. Başlamışken ruhuma da bir el atsa ya.

Yorumlar

Son Yazım

Canımı Acıtan

      Bu canımı acıtan, ruhumu inciten ve gözlerimdeki ışığı kaybetmeme sebep olan olayı anlatırken canımın aslında hep acıdığını ancak büyük bir karmaşa içinde olan duygularım ve bunun devamından gelen düşüncelerimin bunu gizlediğini anlar gibi olduğum zamanlarda bile gerçekten anlamadığımı fark ettim. Bu olaydan sadece bir kişiye bahsetmiştim. Bu olay benim hayatımdı. O adam ne sevdiğimdi ne dostum ne de tanıdığımdı. Acıdan içi doldurulmuş ölü bir hayvan gibi olan ruhum hareketsiz ve bir heykel gibi durmaktan başka bir şey yapamıyordu. Bu kişi büyük bir müzisyen değildi aksine müziği baş ağrıtan ve ruha gram dokunamayan türdendi. Gerçi ben ne anlarım ki. Sesi kulaklarımı acıtan gitarı ile çıkardığı ses sanki içinde bulunduğumuz geminin çığlıkları gibiydi, batıyor olduğumuzu düşünen gemi bir oraya bir buraya sallanıyor durumdan kurtulmaya çalışıyordu. Batmayan bir gemiye battığını düşündüren müzisyen yuhalanmalar içinde kafası eğik sahneden inerken şapkasının altından mi...