Güneş en tepede bütün haşmetiyle parıldarken hafızamdan silinen hatıraların geride bıraktıkları karanlık kadar siyah bir perde ansızın gözlerimle buluşuyor. Ne gözlerim buğulu ne de hava sisli ancak göremiyorum. O kadar kalabalık ki etraf ortalıkta bir tane bile insan yok. Gürültüden başım ağrıyor lakin dikkat kesilmezsem duyduğum tek ses kendi sesim. Ben ben ben. Düşünüyorum neden ben. Önceden değer böyle miydi. Ben miydim değer. Vermiyor muydum hiç? Hep alıyor muydum acaba. Peki nerede aldıklarım, toplamamış mıyım? Biriktirmemiş miyim? Komşum istedi geçenlerde "bir avuç varsa haftaya perşembe alıyım veririm" dedi. Perşembe geldi ne alacaklı var ne verecekli. Bedava da değil ki meret bol bol vereyim insanlara lakin bende de sınırlı! Hatta bitti. Gün gelir tekrar biri verir mi bana acaba, yeşerir mi kurumuş topraklar. Kurumuş sahra çölü dolarsa masmavi, tertemiz suyla. Bunu da bir gün tekrar konuşuruz.
Elimde kalan topu topu bir avuç hiç. Gözümü kapatır açarsam her şeye dönüşebilir ama kaparsam gözlerimi biliyorum elimdeki hiçi de alırlar.
Yorumlar
Yorum Gönder