Ana içeriğe atla

Değer

    Güneş en tepede bütün haşmetiyle parıldarken hafızamdan silinen hatıraların geride bıraktıkları karanlık kadar siyah bir perde ansızın gözlerimle buluşuyor. Ne gözlerim buğulu ne de hava sisli ancak göremiyorum. O kadar kalabalık ki etraf ortalıkta bir tane bile insan yok. Gürültüden başım ağrıyor lakin dikkat kesilmezsem duyduğum tek ses kendi sesim. Ben ben ben. Düşünüyorum neden ben. Önceden değer böyle miydi. Ben miydim değer. Vermiyor muydum hiç? Hep alıyor muydum acaba. Peki nerede aldıklarım, toplamamış mıyım? Biriktirmemiş miyim? Komşum istedi geçenlerde "bir avuç varsa haftaya perşembe alıyım veririm" dedi. Perşembe geldi ne alacaklı var ne verecekli. Bedava da değil ki meret bol bol vereyim insanlara lakin bende de sınırlı! Hatta bitti. Gün gelir tekrar biri verir mi bana acaba, yeşerir mi kurumuş topraklar. Kurumuş sahra çölü dolarsa masmavi, tertemiz suyla. Bunu da bir gün tekrar konuşuruz.

    Elimde kalan topu topu bir avuç hiç. Gözümü kapatır açarsam her şeye dönüşebilir ama kaparsam gözlerimi biliyorum elimdeki hiçi de alırlar. 

Yorumlar

Son Yazım

Canımı Acıtan

      Bu canımı acıtan, ruhumu inciten ve gözlerimdeki ışığı kaybetmeme sebep olan olayı anlatırken canımın aslında hep acıdığını ancak büyük bir karmaşa içinde olan duygularım ve bunun devamından gelen düşüncelerimin bunu gizlediğini anlar gibi olduğum zamanlarda bile gerçekten anlamadığımı fark ettim. Bu olaydan sadece bir kişiye bahsetmiştim. Bu olay benim hayatımdı. O adam ne sevdiğimdi ne dostum ne de tanıdığımdı. Acıdan içi doldurulmuş ölü bir hayvan gibi olan ruhum hareketsiz ve bir heykel gibi durmaktan başka bir şey yapamıyordu. Bu kişi büyük bir müzisyen değildi aksine müziği baş ağrıtan ve ruha gram dokunamayan türdendi. Gerçi ben ne anlarım ki. Sesi kulaklarımı acıtan gitarı ile çıkardığı ses sanki içinde bulunduğumuz geminin çığlıkları gibiydi, batıyor olduğumuzu düşünen gemi bir oraya bir buraya sallanıyor durumdan kurtulmaya çalışıyordu. Batmayan bir gemiye battığını düşündüren müzisyen yuhalanmalar içinde kafası eğik sahneden inerken şapkasının altından mi...